Anlatım Biçimleri ve Düşünceyi Geliştirme Yolları - Test ( 42 So

TEST 1

1. Güneş, bir mızrak boyu yükselmişti. Dutluğun sonuna dek ağaçları siper alarak ilerledi. Şimdi sarı ekin tarlaları yayılıyordu önünde. Yaşlı bir ağacın arkasından başını uzatıp ekin yığınları arasından gölgeleri seçmeye çalıştı. Orada olmalıydı. Bir tutam ot kopardı yerden. Eliyle şiş gözlerini ovalayıp bakışlarını tekrar ekin tarlalarına çevirdi. İşte orada, oradaydı. Başını biraz daha uzattı. O an tek bir ses geldi kulağına...

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri ağır basmaktadır?

A) Betimleme - örneklendirme

B) Öyküleme - betimleme

C) Karşılaştırma - örneklendirme

D) Benzetme – öyküleme

E) Karşılaştırma - öyküleme

 

2. Roman, masala da destana da benzemez, ilişki-
lerini, bağlarını gerçeklikten, yaşamın kendisin-
den edinir. Masal düşe, destan da yücelticiliğe
sığınır. Romanda düşle yücelticiliğin payları kısıl-
mıştır iyice.

Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?

B) Örneklemeye D) Kanıtlamaya

A) Tanımlamaya C) C)Karşılaştırmaya D)Kanıtlamaya E) Tartışmaya

3.O gece ateşi o kadar fazlaydı ki bir türlü uyuya-mıyordu. Yanına yaklaştım. Gözlerinin üzerine dökülen saçlarını yukarı doğru topladım. Yavaş­ça yerinden kalktı. Ağır adımlarla balkona çıktı. Biz balkonda otururken sobanın üzerindeki dem­lik fokurdamaya başladı. Çayı demleyip birkaç dilim börek ısıttım. Çayı yudumlarken, börek ne güzel olmuş, dedi.

A) Tatma D) Koklama

Bu parçanın anlatımında aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır?

C) işitme

B) Görme E) Dokunma

4.Murat Belge'nin "İstanbul" dergisindeki bir yazısı, "İstanbul Sen Büyüksün" başlığını taşır. O yazı­da anlatılan, bu kentin fiziksel büyüklüğü değil, kültürel zenginliği, renkliliği, çeşitliliğidir; ama, bu deyimi pekâlâ, nüfus ve metrekare bağlamında da kullanabiliriz ve "İstanbul, sen büyüksün." di­yebiliriz. Ne var ki, büyüklük de çok göreceli bir şey değil mi? Bugün, kim bilir kaç kilometrekare üzerine yayılmış 10 milyonluk İstanbul, gerçek­ten de, ucu bucağı olmayan, büyük bir kent. Onun yanında, 19. yüzyılın, nüfusu 1 milyonun çok altındaki, henüz banliyölere taşmamış küçü­cük İstanbul'un büyüklüğü nedir ki? O zamanın insanlarının, yine de, bu kenti, git git bitmeyecek kadar büyük bulmaları, bence son derece ilginç, düşündürücü.

Bu parçada kullanılan anlatım biçimi ve dü­şünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden han­gileridir?

A) Öyküleme - tanımlama

B) Betimleme - alıntılama

C) Öyküleme - karşılaştırma

D) Öyküleme - tanık gösterme

E) Açıklama - karşılaştırma

5.Bugün edebiyatımızda gözlemlenen ilginç yan­lardan biri de yazarlarımız arasındaki sevgi bağı­nın yitip gitmiş olmasıdır. Bu da edebiyat sevgi­mizin körelmesine kadar uzanan sonuçlar doğur­maktadır. Bir şairin diğer şairleri, bir ressamın başka ressamları sevmemesi düşünülebilir mi? Dostoyevski, Gogol'a hayran değil mi? Victor Hugo, Chateaubriand'ın yapıtlarını sevgiyle oku­muyor muydu? Bir Yunus'un Mevlana'ya bir çeş­meye koşar gibi koştuğunu düşünün, bir de bu­günkü sanatçıları.

Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Örnekleme

B) Betimleme

C) Tanımlama

D) Sayısal verilerden yararlanma

E) Öyküleme

6.Kadın durdu, uzun ve zayıf yüzündeki hayreti ona doğru kaldırdı. Hafif, çiçek bozuğuydu. Deri­si hırpalanmamış olan narin burnu ve onu gizli bir ahenkle takip eden ince dudakları küçük bir güzellik notu alabilirdi. Bir tanesi hisli bir kıvrılış­la yukarı kalkıp inen kaşlarının altında, şaşkın gözleri büyüyüp küçülmüştü. Hayret krizini savdı ve gülümsedi.

B) Betimleme D) Örneklendirme

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki­lerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Açıklama

C) Tanık gösterme

E) Karşılaştırma

7.Her yanı gıcırdayıp tangır tungur sallanan ve eg­zoz borusundan bir lokomotif gibi dumanlar çıka­ran bu köhne, derme çatma taşıt, herhangi bir arızaya uğrayıp ikide bir yol ortasında kalıyor; bunun üzerine makinisti söyleniyor, homurdanı­yor ve uzun süre bulunduğu noktada hırçın hır­çın tepiniyor.

Bu parçanın anlatımında aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmıştır?

A) İşitme - görme

B) Dokunma - koklama

C) İşitme - dokunma

D) Koklama - işitme

E) Görme - dokunma

8.İstanbul denildiğinde akla ilk olarak Bebek, Etiler gibi modernleşmiş semtler geliyor genellikle. He­nüz yeni dünyalı çizgilerin etkisinde kalmamış, Bebek'ten Etiler'den daha ilginç olan Sultan Ah­met ve civarının tarih dolu sempatik sokakları unutuluyor, italya, ispanya gibi ülkelere seyahat ediliyor ve oralardaki romantik taş sokaklarla, ta­rihi eski evler anlata anlata bitirilemiyor. Halbuki çok daha yakınlarda aynı gizemi yaşama olana­ğı bulunuyor.

Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?

B) Tanımlama D) Benzetme

A) Karşılaştırma C) Tanık gösterme E) Betimleme

9.Hani birtakım hevesliler vardır, sözde çocuğun dünyasına inip çocukça şiirler yazarlar; yazdıkları­nı ne kendileri ciddiye alır, ne biz, ne de çocuklar; ama çocuklar adam olsun diye bu zahmete katla­nırlar. Bizim inanmadığımıza çocuk nasıl ve niçin inansın? Çocuk; kendini aşan, ciddiye alınan, ger­çekte benimsenen işleri sever, halk da öyle.

Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A)Açıklama B) Örneklendirme C)Betimleme D)Tartışma E)İlişki kurma

10.İnsanların sürekli - her anlamda - birbirini öldür­düğü sonra da "Don't vvorry be happy." gömlek­leri giydiği bir dünyada, dev haritaların önünde ne kadar oturup araştırsam da kendime bir yer bulamıyorum. Goethe, "Bazıları sakın gerçek dünyaya çıkmasın; çünkü onlar orada otobüse bile binemez." diyor. Doğru bu. Bu çılgın dünya­da ben otobüse binmeyi dahi öğrenemeyeceğim.

Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?

B) Karşılaştırma D) Tanımlama

A) Örnekleme C) Tanık gösterme E) Benzetme

11.Her yıl, biyolojik alanda yaşam taşıyan yarım mil­yon ton toprak, denizlere, göllere, baraj diplerine taşınıyor. İnsanın yüreğinin kazınmasıyla eş an­lamlı bir kayıptır bu, biliyor musunuz? İnsanın derisinin yüzülmesidir, gözlerinin oyulması. Asit yağmurlarıyla bulanık sulara dönen sayısız ır­mak, göl ve denizin ardından şimdi o bulanık su­lara verimli topraklar karışıyor. İnsanın kendi cennetinden taşınıyor. İnsanın kendi cennetin­den, kendi cehennemi, ölmeden oluşsun diye... İnsan, oluşacak o kara çamurun içinde boğulsun diye... Biliyor musunuz?

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) İnsana ait özellikler doğaya aktarılmıştır.

B) Bir doğa olayı, benzetmelerle somutlaştırıl­mıştır.

C) Nitelik bildiren sözcüklere yer verilmiştir.

D) Soru, devrik ve yüklemsiz cümlelerle anlatı­ma tartışma özelliği katılmıştır.

E) Karşıtlıktan yararlanılmıştır.

12. İç sayfaların birinde siyah beyaz bir fotoğraf... Yüksek eski tarz bir koltukta, üstünde geniş yakalı, çizgili bir elbiseyle biraz aşağı kaymış bir kadın oturuyor. Başında bir şapka var. Kolları

koltuğun dirseklerinden yana sarkıyor, başı yana düşmüş, ayakları çıplak. Arkasında bir tablo
uzak, kuzey ormanlarının içinde küçük, sevimli tek başına bir ev.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden ya;
rarlanılmamıştır?

A) Görme duyusu ile ilgili ayrıntılardan

B) Nitelik bildiren sıfatlardan

C) Betimlemelerden

D) Eksiltili cümlelerden

E) Açıklayıcı öykülemeden

13. Şair, en güzelin peşinde ömür boyu koşup duran kelime avcısıdır. İçinden kopup geldiği kültürün, nesilden nesile hisli taşıyıcısıdır. Renklerin ve şekillerin dünyasında başı dönen seyyahtır, ince bir ruh, hassas bir yürek, kapıları ardına kadar açık bir gönüldür. Hem herkesle beraber olmalı hem de alabildiğince yalnız olmalıdır, şair.

Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tanımlama B) Tanık gösterme

C) Betimleme D) Karşılaştırma

E) Öyküleme

-

14.Batı'da şu sıralar 20. yüzyılın sanatı ile ilgili hesaplaşmalar ön plana çıkıyor, olmazsa olmazlar saptanıyor. Sartre eski önemini kaybediyor (Tüm bunlar akademik bir sevimsizlikle, anlaşılamayan bir dille falan da yapılmıyor.). Türkiye ise sanatsal kaygıların tümüyle dışına savrulmuş bir durumda her şeyi ama her şeyi magazin öznesi yapmaya çalışıyor. Faili meçhul cinayetler hâlâ aydınlatılmamışken, özel tiyatrolarda çıplaklık,sinemada mastürbasyon sahnelerinin peşine düsuluyor. Edebiyattaki son ciddi tartışma 6 - 7 yıl önce Tahsin Yücel'in Orhan Pamuk'un yazım hafalarını bulmasında kaldı. Şimdilerdeyse Atilla İlhan'ın 30 yıl önceki yapıtlarından alıntılarla idare etmeye çalışıp eşcinsellik tartışmalarından medet umuyoruz.

Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme
yolu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Karşılaştırma B) Öyküleme C) Betimleme
D) Tanımlama E) Benzetme

15. içinde yabancı sözcük bulunan cümleler kurmak kültürel anlamda sınıf atlama anlamına geldi günümüzde. Biri yan profilden daha iyi resim verdiğini söylerken, öteki konserlerinde full dolu salonları anlattı. Futbolcu Tanju'nun eşi, kocasının ne kadar duygulu olduğunu vurgulamak için "O ağladığı zaman siz de otomatikman ağlıyorsunuz." derken Zeynep Tunuslu çocuğuna ne ka-
dar ilgi gösterdiğini belirtmek için "Bütün full konsantremi çocuğuma veriyorum." gibi sözler etmeye başladı.

Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Betimleme B) Örnekleme C) Tartışma D) Somutlama E) Benzetme

16. Dağlık yamaçlar kıyıdan başlayarak 5-6 yüz metre yükseltiye kadar olan kısımlarda bütün
mevsimlerde yeşil kalan sert ve parlak yapraklı bitkilerden oluşan Akdeniz makisiyle kaplıdır. Bu kısımlar çok tenhadır. Buralarda yer yer küçük köylere rastlanır. Bu köylerin halkı küçükbaş hayvan sürülerinin geliriyle ya da tarım ürünleriyle geçinir. Bu dağlık alan eski çağlarda şimdikinden canlıydı. Kıyıda birçok koy, ticaret ve korsanlıkla geçinen gemicilere sığınak ve antrepo yeri hizmeti görüyordu.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin han­gisinden yararlanılmamıştır?

A) Terim kullanılmıştır.

B) Açıklayıcı anlatım biçimine başvurulmuştur.

C) Öznel bir anlatım tarzı esas alınmıştır.

D) Görsel öğeler yer almıştır.

E) Okuyucunun bilgilendirilmesi düşünülmüştür.

17. Vermede nasıl bir üstün olma niteliği varsa, almada da bir boyun eğme niteliği vardır. Onun
içindir ki I. Beyazıt, Timurlenk'in gönderdiği hediyeleri küfürler ederek geri çevirmiş. Sultan Süleyman'ın bir Hint imparatoruna yolladığı hediyeler de öyle kızdırmış ki adamı, kabaca reddederek "Bizim adetimiz almak değil, vermektir." demiştir.

Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisine yer verilmiştir?

A) Tanımlamaya B) Örneklemeye

C) Karşılaştırmaya D) Tanık göstermeye E) Soyutlamaya

18.Kültür konusunda en çok beğendiğim söz, bir kültür adamının değil, bir askerin, Mareşal Foch'un: "Kültürlü insan diye bir şey olmaz, ken­di kültürünü durmaksızın artıran insan vardır sa­dece." Bu sözde, kültür denen şeyin bir sınırda durmadığı sürekli olarak beslenen, güçlenen, zenginleşen canlı bir varlık olduğu anlatılıyor.

Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?

B)Örneklemeye

A) Tanık göstermeye C)Karşılaştırmaya D)Betimlemeye E) Tanımlamaya

19. Yaşlılık, yaşı ilerlemiş kimselerin bedensel ve ruhsal durumlarına verilen addır. Yaşlılıkta zihin hayatında birtakım değişmeler olur. Bunların en önemlisi, her türlü patolojik süreçten bağımsız olarak zihin etkinliğinin azalmasıdır. Bu azalma özellikle hafıza ve dikkat yeteneklerinde görülür.

Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) İzlenimsel betimleme

B) Açıklayıcı öyküleme

C) Kanıtlayarak tartışma

D) Tanımlayarak açıklama

E) Açıklayıcı betimleme

20. Divan şiiriyle halının da güzeli, şahanesi var, var olmasına; ama ikisinin de nefesi tükenmiş, ikisi de halktan ve hayattan uzaklaştıkça incelmiş, in­celdikçe halktan ve hayattan uzaklaşmış, kanları kurumuş. Türküyle kilim öyle değil, onlar yeni ge­lişmelere elverişli ses ve renk kaynakları olarak sapasağlam duruyor.

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Karşılaştırmadan yararlanarak düşünce ge­liştirilmiştir.

B) Varlıklar kişileştirilerek düşünceler somutlaş­tırılmıştır.

C) Konuşma havası içinde yazılmıştır.

D) Düşünceler iletilirken duygulara yer verilme­miştir.

E) İnsana özgü nitelikler kavramların açıklanmasında kullanılmıştır.

CEVAP ANAHTARI : 1.B 2.C 3.D 4.E 5.A 6.B 7.A 8.A 9.D 10.C 11.A 12.E 13.A 14.A 15.B 16.C 17.B 18.A 19.D 20.D

KONU TESTİ 2

 

1.İhtiyar, mecalsiz bir adam, sık sık soluyor, gelen­lere fersiz gözleriyle bakıyor, elleriyle göğsünü göstererek işaretler ediyordu. "Nen var, ne oldun dayı?" sorularına sesten ziyade nefese, soluğa benzeyen üfürüklü bir hırıltı ile anlaşılmayan ya­nıtlar veriyordu.

Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangilerine başvurulmuştur?

A)  Betimleme - açıklama

B)  Betimleme - öyküleme

C)  Öyküleme - açıklama

D) Tartışma - açıklama

E) Tartışma – betimleme

 

2.Kuşaklar edindikleri bilgi ve görgüleri birbirlerine aktarırlar. Gelenek dediğimiz de budur. Kültürün sürekliliğini, bir yazboz tahtası olmamasını sağ­layan, gelenektir. Kitap da kültürdeki sürekliliği, kendi görevi bakımından en sağlam biçimde ger­çekleştiren aracımızdır. Kitap, insanlığın kültür belleğinin dayanağıdır.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?

A)  Örnekleme - karşılaştırma

B)  Tanık gösterme - tanımlama

C)  Karşılaştırma - tanık gösterme

D) Tanımlama - açıklama

E) Tanımlama – tartışma

 

3.        Apastol, küçük bir çocuk gibi utangaç gülümsedi.Çok uzun boylu, kıranta bir adamdı. Sırtı kambur      denecek kadar bükülmüştü. Üstü başı tertemizdi.Eski Babıali efendilerin uzun setresini giymiş, boynuna, lastikle tutturulur kravat takmıştı. İki eliyle gümüş tepelikli abanoz bastonuna dayanıp   otururken Osmanlıların Tanzimat'tan sonra yetiştirdikleri Hıristiyan büyük elçilere benziyordu.Çay karıştırması, simidi kırıp ağzına götürmesi gerçekten kibardı.         

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden      

hangisi söylenemez?                                      

A)    Ayrıntıların seçiminde titizlik gösterilmesi 

B)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !